Tersine Röportaj

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Değişen ve gelişen bir dünya içerisinde yaşıyoruz. Her geçen gün hayatımıza yeni ve farklı yenilikler giriyor. Peki, bu gelişmeler, değişimler ve yenilikler bizleri nereye götürecek? Dünya nasıl bir hal alacak hiç merek ettiniz mi?  

Bu konu hakkında Einstein ile meslektaş olan Japon kökenli Amerikalı fizikçi Michio Kaku’nun hayatımızda 3 büyük değişiklik olacağına dair görüşleri var.  

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Bu görüşlerden ilk olarak uzayda seyahat eden bir tür olacağız. 

Bildiğiniz gibi uzay araştırmalarının altın çağına giriyoruz. Artık uzay çalışmaları, NASA gibi devlet kuruluşlarının tek elinden çıkıp özel ticari kuruluşların da konusu olarak yeni vizyon ve amaçlara sahip olmaktadır.

Mesela Elon Musk’ın Kurusucu ve CEO’su olduğu SpeaceX firması çok gezegenli bir yaşam oluşturmayı amaçlamaktadır.

Bununla birlikte, Amazon’nun CEO’su olan Jeff Bezos, tüm ağır endüstrileri ve kirliliği uzaya göndererek Dünya’yı cennet gibi bir parka dönüştürmek istiyor. Ayrıca Jeff Bezos, dünyayı aya bağlayan Amazon tipi bir dağıtım sistemi de kurmak istiyor.

Carl Sagan’ın da söylediği gibi dünya asteroitler, kuyruklu yıldızlar ve göktaşlarının arasında bir yol izlemektedir. Bu sebeple herhangi birinin dünyaya çarpması kaçınılmazdır.  Ki zaten 65 yıl önce dinazorlar aynı şekilde yok oldu. Bu sebeple yaşamın devam edebilmesi için kendimize bir sigorta oluşturmamız gerekmektedir. Dolayısıyla 2 gezegenli veya daha fazla gezegende yaşam formu oluşturmak, küresel ısınma gibi dünya sorunlarını da atlatabilmemizin bir çaresidir.

Bugünler de Elon Musk yaptığı roketlerle Mars’a gitme hedefine her geçen gün bir adım daha yaklaşarak bu çare yollarını fazlasıyla artırmakta…

Her ne kadar gelinen bu noktada büyük bir ilerleme kaydedilse de insanlığı uzaya çıkarmak, Mars’a koloni kurmak ya da farklı yıldız sistemlerindeki yaşanabilir diye düşündüğümüz gezegenlere gitmek şuan için hem ekonomik hem teknolojik hem de fizik yasaları açısından önümüzdeki 100 yılda pek de mümkün görünmüyor.

Unutmayın eğer Elon Musk gibi farklı bir gezegene insanlığı taşımak istiyorsanız her insan için bir çekiciniz, bir testereniz olmak zorunda. Çünkü eğer kendini kopyalayan ve bir şeyleri inşa eden robotlar yapmadığınız sürece bu kadar insanı farklı bir gezegene taşımanız çok da bir şey ifade etmeyecektir.

Ama her ne olursa olsun bu hayaller bir gün gerçek olacak. Çünkü insanlığın yeryüzünde her zaman yok olacağını unutmamız gerekir. Doğa bizlerin düşündüğü kadar masum değildir. Bunu anlamak için çok uzaklara değil yalnızca toprağın altında bulunan binlerce farklı organizmanın ve fosillerin kemiklerine bakarak anlayabiliriz.

Bu sebeple bir gün kendini kopyalayabilen, bir şeyler inşa edebilen robotları yaparak farklı gezegenler de ve belki de öncelikle Mars’ta devasa kubbeli şehirler inşa ederek yaşayabileceğiz.

Belki de kaderimiz gerçekten uzayda yatmaktadır.

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

İkinci Görüşümüz Beynimizin yeteneklerini artırmamızla ilgili.

Çünkü artıkbeyni doğrudan bir bilgisayara bağlamak artık mümkün!

Stephen Hawking’nı videolarını izlerseniz ve sağ çerçevesine bakarsanız, sağ camında beyniyle radyo aracılığıyla iletişim kuran bir çip olduğunu fark edeceksiniz ve bu çip sırayla bir dizüstü bilgisayar ve zihinsel olarak yazmasına izin verdi. Yani artık telepati yapabiliriz. Artık zihinleri internetle birleştirebilir, anılar gönderebilir, internet üzerinden duygular gönderebiliriz. Artık omuriliği atlayabilir ve beyni doğrudan vücudumuzun kaslarına bağlayabiliriz.

Ve evet aslında, Iron Man-bir Iron Man dış iskeleti yaratmak mümkün. Artık felçli insan diye bir şey kalmayacak. Beyne bağlı bir dış iskeletle zihinsel olarak yürünebilecek.

Düşünsenize doğrudan beyin-bilgisayar ara yüzüne sahip olduğumuzda, gelecekte neler olabilir?

Ve kontakt lensler… Göz kırpacaksınız ve çevrimiçi olacaksınız.

Bir kokteyl partisinde olduğunuzu hayal edin…

 Orada geleceğinizi etkileyebilecek bazı çok önemli insanlar var, ancak kim olduklarını bilmiyorsanız artık kontakt lenslerle anlayabileceksiniz. Gelecekte, herhangi bir kokteyl partisinde kiminle tanışmanız gerektiğini tam olarak bileceksiniz.

Veya özel bir randevunuzda kontakt lensleriniz sayesinde karşınızdaki kişinin bekâr ya da evli mi olduğunu ve eğitim durumu gibi daha birçok bilgiyi tek bakışta öğrenebileceksiniz.

Evet, neredeyse sonsuz bilgiye sahip olacağız ve bunun ötesinde zihinsel olarak iletişim kuracağız. Yani, gelen e-postaları zihnimizde görebilir, düşünebilir ayrıca anılarımızı internet üzerinden gönderebiliriz.

Hatta anıları kaydetmeye başladık bile…

Yapılan araştırmalara göre fareler de az da olsa küçük hatıralar kaydedilebildi. Şu an ise maymunlar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Maymunlardan sonra sırada alzheimer hastaları var. Bir düğmeye basacaklar ve anılar zihninizde tekrar var olacak.

Dolayısıyla beynimiz ve internet arasında bir ağ kuracağımız yeni bir çağa giriyoruz. Hatta bu kuracağımız ağ internetin yerini alabilir.

Gelecekte sıfırlar ve birler yerine, duygular, hisler ve anılar göndereceksiniz. Her cümlenin sonuna mutlu bir yüz koymak yerine tüm duygunuzu aktarabileceksiniz. 

Bu bir devrim yaratabilir. Çünkü konuşmalar geldiğinde sessiz filmler iflas etti. Düşünsenize oyuncuların konuşmalarını duyduğunuzda kim Charlie Chaplin’i izlemek isterdi ki?

Charli Chaplin bu haliyle en güzel bence…

Yani filmler ses ve ekrandan başka bir şey değildir. Bir de duyguları, hisleri hissedebildiğinizde ne olacağını düşünün… Oyuncunun ne hissettiğini hissettiğinizi…

Bu oyuncular için de zor olur elbet ama yine de müthiş bir film seyri sunmaz mı?

E haliyle beynimiz ile internet arasında böyle bir ağa sahip olduğumuzda filmler o kadar klişe görünecektir ki, önceki teknolojiler bir dinazor teknolojisi gibi görünecektir.

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelelim gelecek hakkındaki üçüncü ve son tahminimize…

Kanseri yeneceğiz!

Dünyada dördüncü bilimsel yenilik dalgasına giriyoruz.

İlk dönem buhar gücüydü.  Bu dönemde termodinamik yasalarını çözülmesiyle, bir lokomotife, buhar makinesine veya fabrikaya enerji vermek için bir parça kömürden ne kadar enerji alınabilineceği hesaplanmaya başlanmıştı. Bu ilk büyük atılımdı.

İkinci yenilik ve servet yaratma dalgası elektrik ve manyetizma idi. Fizikçiler elektromanyetizma yasalarını çözdüler ve bizlere ampulü, televizyonu, radyoyu yani elektrik çağını verdiler.

Üçüncü devrim fizikçilerin transistör ve lazer üzerinde çalışarak yüksek teknoloji dünyasını açtığında gerçekleşti.

Dördüncü dalga ise moleküler düzeydedir ve bu yenilik yapay zekâ, nanoteknoloji ve biyoteknoloji üzerinedir.

Bilim insanları biyoteknoloji ve yapay zekâ arasındaki sinerjinin çevremizdeki her şeyde devrim yaratacağını düşünüyor. Çünkü her şeyden önce bu yenilik için birçok zengin şuanda çaresini bulamadığımız alzheimer, parkinson gibi birçok korkunç hastalığı atlatabilmek ve tedavisini bulabilmek için servetini harcayacak. Bu da harcanabilir gelir yani sermaye demektir.

Bu iş için bol miktarda para olacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Böylelikle nanoteknoloji ile kanserli hücrelerin hepsini tek tek tespit edebilecek. Sadece bu da değil tuvaletiniz ve tüm vücut sıvılarınız da sizi kanserden korumaya yardımcı olacak.

Şuan çoğu kanserli hücre hemen tespit edilemeyebiliyor ve vücudunuzda yayılana kadar birçok yıl geçip bazen her şey için geç kalınmış bile olunabiliyor. Fakat artık vücudunuzda yüz hücreden oluşan kolonilerde kanserin imzalarını aramamıza izin veren sıvı biyopsilere, DNA çiplerine sahip olacağız.

Yani bir gün tuvaletinizden kanser olup olmadığınız tespit edilebilecek ve tümör kelimesi hayatımızdan çıkabilecek.

         Sonuç olarak ileride torunlarımız kanserden nasıl bu kadar korktuğumuzu merak edecekler. Kanser; soğuk algınlığı gibi olacak, soğuk algınlığıyla yaşıyoruz, zatürre olmadıkça gerçekten kimseyi öldürmüyor.  Çünkü 300 farklı rinovirüs çeşidini tedavi etmek çok zor fakat yine de soğuk algınlığı ile yaşamaya tahammül edebiliyoruz. İşte aynı şekilde gelecekte kansere de tahammül edebiliriz. Muhtemelen binlerce farklı kanser türü vardır. Her birini iyileştiremeyiz ama onunla yaşayacağız. Buna tahammül edeceğiz. Ve onu, soğuk algınlığı ile yaşadığımız gibi ortadan kaldıracağız.

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin – Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

Gelecekle İlgili Akıllara Durgunluk Veren 3 Tahmin

YAZIYI PAYLAŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir